Tag Archives: Perde

Inception ve Ontoanaliz: Başlandırı’daki topaç Ötekinin eksikliğidir — Işık Barış Fidaner

Bilimsel jestin özü belki de parçayı bütünden ayrıcalıklı tutmaktır, molar yerine moleküler olana öncelik tanımaktır. Bilime sorarsanız molar bütünlük (mesela gündelik bir nesne) aslında moleküler parçalarının (fiziki yapıtaşlarının) toplaşmasıdır. Gündelik bir nesnenin tamamlığı bilimsel değildir ve hayalidir (katılık veya homojenlik gibi yerel süreklilikler haricinde), onu oluşturan bileşen-nesneler ise bilimseldir ve gerçektir.

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Şey

Davasız Asi: havalı-özel ile tavukdışı-piliç inşası — Işık Barış Fidaner

vlcsnap-2022-01-28-23h12m11s333

(Dikkat: Spoiler)

Davasız Asi (Rebel Without a Cause, 1955) filminin konusu havalı-özel çiftini oluşturmak üzere bir farkın kaldırılmasıdır (Aufhebung):
1) Farkın kaynağı Platon’un uyuşmaz çoraplarıdır (kızıl ve mavi).
2) Ardından bu fark Judy’nin kadınlığı kılığında özel bir farka tercüme edilir.
3) Nihayet Jim’e varır ve:
a. Onu karşıtlığı dolayısıyla kayıtsız (havalı: cool) kılar.
b. Onu adam yapar (artık tavuk değildir).
Sonuçta “havalı adam” (tavukdışı) ile “özel kadın” (piliç) çifti elde edilmiş olur. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Bebeği atıp kirli suyla yüzleşmek — Slavoj Žižek

Çin lokantasında ana yemekleri paylaşma adetinden her zaman tiksinmişimdir.

Geçenlerde bu tiksintimi dışavurup tabağımı kendi başıma bitirmekte ısrar ettiğim zaman masa komşumdan gelen ironik bir “başıboş psikanaliz”in mağduru oldum:

Bu tiksintim, yemeği paylaşmaya gösterdiğim bu direnç, tam da cinsel partneri paylaşma korkusunun yani hafifmeşreplik korkusunun simgesel dışavurumu değil miydi? Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Arzuyu yönelten nesne-sebep (objet a) ve arzuyu bulandıran iğret-illet (abject) — Slavoj Žižek

İğret [abject] acaba Lacan’ın küçük a nesnesine [objet petit a] yakın olabilir mi? Simgesel temsil sürecinin ‘bölünemez kalanı’ olan küçük a nesnesi arzunun hep-zaten kaybedilmiş nesne-sebebi işlevi görür ve kendi taşkın tabiatıyla simgesel süreçte içkin bir rol oynar, (simgesel) Kanun ile sürdürülen arzuyu güdüleyen eksikliğin ele avuca gelmeyen hayaletsi bedenlenişidir. Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri

Arayadsıma ve Konyadsıma — Işık Barış Fidaner

Çok basit bir matematikle ‘yabancılaşma’yı ‘ayrılma’dan (psikanaliz) ayırt edebiliriz: A ve B birbirine karşıt iki öğe olsun.

Eğer “A B’nin yadsınmasıdır” ve “B A’nın yadsınmasıdır” diyorsanız ayrılma alanındasınız. Matematikle: A = –B, B = –A. Ayırma eylemi taraf tutmaz (A’nın ya da B’nin tarafını tutmaz). Bu duruşa arayadsıma diyelim. Arayadsımada yadsıma ancak yadsımadan gelir. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Doğa ve Fikir: Üçgen ve Daire — Işık Barış Fidaner

Low_pressure_system_over_Iceland

Fikir yüceliğini doğadan alır ama olumsuz bir yoldan: doğa onunla boy ölçüşemediği için fikir yüceltilir [1]:

Kantçı Yücelikte, deneyimde duyumsanan kaosun sınırsızlığı (azgın kasırga, nefes kesen uçurum) Akıldaki saf Fikrin önsezisini uyandırır: o Fikrin Ölçüsü öyle engindir ki deneyime ait nesnelerin hiçbiri, doğanın en vahşi ve kudretli güç gösterisi bile onun yanına yaklaşamaz (burada ideal düzenin Ölçüsü ulaşılmaz Fikre aittir, biçimsiz kaos ise duyumsanan deneyime aittir)
(Slavoj Žižek, Negatifle Oyalanmak)

Kantçı Yücelik: feda edilen ampirik/patolojik nesnelerin sonsuz sayıda oluşundaki aşırılık, uğruna feda edildikleri Şey’in muazzam ve kavranamaz boyutunu negatif [dolaylı, örtük, imalı] bir yoldan idrak ettirir.
(Slavoj Žižek, Kırılgan Mutlak)

Bunu basitçe öyküleştirirsek:
1) İlk önce dışarı çıkarız ve doğanın zorlukları bizi korkutur, hazırlıksız olduğumuzu anlarız.
2) Ardından içe döneriz ve efkar yoğunluğumuz bizi daha çok korkutur, hele ki klasik bir Üstbenle tamponlanmamışsa.
3) Kaygılara (korkudan korkmak) gark olsak da o ruhsal dolaşıklığı biraz olsun katetmemiz/çözmemiz şarttır [2].
4) Düğümlenen kaygıların analizinden elde ettiğimiz bir fikirle güçlenmiş olarak doğaya geri dönebiliriz. Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

Umman girmiş aramıza — Seafret

İsteğim senin
Evet isteğim senin
Eşsiz ve benzersiz bir
Lüzum duyduğum senin
Tenine dokunmasam da
İsteğim senin
İçeriden gelen Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Ahlat Ağacı: Zamana Çentik Atan Kum Taneleri Olmak — Işık Barış Fidaner

Ahlat Ağacı (2018) filmini yorumlamak için birkaç deyime bakalım:

1) Şu dünyada dikili bir ağacın var mı?
2) Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne.
3) Beklemekten ağaç olduk, ağaç ettin bizi.

1 ve 2’yi birleştirirsek şu sonuca varırız: Şu dünyada insanın dikili bir ağacı olacaksa ahlat ağacı gibi popüler bir ağaç olsa iyi olur; muhatapların cinsi (ayı) sıkıntı yaratmaz, yeter ki halk/kamuoyu izlenimi verecek kadar kalabalık olsunlar. Sinan’ın “Ahlat Ağacı” kitabını yazması, onu bastırıp kitapçıya vermesi, imzalayıp annesine vermesi bu mantığın uygulamalarıdır.

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Hiperego ve Kuşak Çatışması — Işık Barış Fidaner

🧵⚙️💪🏻 TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻

(öncesi: Hiperego’nun Bilgi Notu)

Hiperego formülünü yeniden ele alalım [1]:

Yenilemeyen yineleme boştur, yinelemeyen yenileme kördür.

Burada iki sorun bildirilmiş. Peki negatifi pozitife çevirirsek bu sorunlar çözülür mü? Yani şunu diyebilir miyiz:

Yenileyen yineleme doludur, yineleyen yenileme önünü görür.

Pozitif formüllerin belki izafi bir geçerliği olabilir ama negatif formüllerin geçerliği mutlaktır ve pozitifleri de sınırlandıran arkaplanı oluşturur.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Hiperego: Yenilemeyen Yineleme Boştur, Yinelemeyen Yenileme Kördür — Işık Barış Fidaner

Ego’nun tepesinde biri emredici biri kışkırtıcı iki fail bulunur [1]:

Süperego: “Yapamazsın! Dur! Çok ileri gittin!”
Hiperego: “Yap da görelim! Aş! Geç! Aç! Ser!”

İlk bakışta emredici Süperego’nun eril, kışkırtıcı Hiperego’nun dişil olduğu düşünülebilir ama daha yakından bakılırsa işler tersine döner. Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey