Tag Archives: Saikbilim

Alaycılık vs. İroni/Dalga — Slavoj Žižek

Peter Sellars’ın Cosi fan tutte versiyonu şu temel öncüle dayanır: Tek tutkulu aşkı yaşayan filozof Alfonzo ile Despina diğer genç çiftlerle deneylere girişerek kendi umutsuz aşklarının çıkmazını sahnelemektedir. Bu okuma alaycılığın karşısına konması gereken Mozartçı ironiyi/dalgacılığı kalbinden vurur. En basit ifadeyle:

Alaycı dışarıya tasladığı inançlarla hususi alanda alay etmektedir (kamuoyu nezdinde vatan için feda olmayı vaaz edersiniz, hususi alanda kazançları üst üste yığarsınız…).

İronide/dalgada ise özne bir konuyu dışarıya gösterdiğinden çok daha fazla ciddiye almaktadır, kamuoyu nezdinde dalga geçtiği bir şeye aslında gizlice inanmaktadır.

Okumaya devam et →

24 Yorum

Filed under Çeviri

Kayıp memleketten köklenen hiçlik parçalarını içermek — Slavoj Žižek

Platonov’un büyük şaheserlerinde odaklandığı devrim sonrası ahvalde yeni Komünist iktidar göçebe grupları Komünist mücadeleye katmaya çabalıyordur: her eser “aynı politik meseleden yola çıkar: komünizm nasıl inşa edilecek, komünizm ne demektir ve komünist fikir devrim sonrası toplumsal gerçekliğin somut şartlarını nasıl karşılayabilir?” [1]

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Güzel Can: gönderilen mesajı tersyüz edilmiş sahi haliyle gerisingeri iade almak — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

1) Mektup/harfiyet her zaman istikametine varır.
2)
Gönderilen her mesaj tersyüz edilmiş halde gerisingeri iade olunur.
3)
Bastırılan her zaman geri döner.
4)
Çerçeve içerdiği parça ile çerçevelenmiştir (zarf mazrufunca zarflanmıştır).
5)
Simgesel borçtan kaçamayız, onun her zaman kararlaşması gerekir.
6) Üst-dil yoktur.

Birinci cümle simgesel seviyede diğer cümleler zincirini yoğuştursa da (Wittgensteincı bir ‘aile’ olarak) zincirin tamamı altıncı (öncül) cümlenin varyasyonlarından ibarettir. O halde gelin üst-dilin imkansızlığını Hegelci ‘Güzel Can’ figürü bağlamında açıklayalım.

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Çeviri

Özneyi solduran kapanım — Jacques Lacan

İşaret’in bütün muğlaklığı bir şeyi bir kimseye temsil etmesinden gelir.

Bu kimse birçok şey olabilir, evrenin tamamı bile olabilir, malumat dolaşımı olabilir, entropinin negatifi olarak, bir süredir bilindiği gibi. Temsil adına işaretleri yoğuşturan herhangi bir düğüm böyle bir ‘kimse’ sayılabilir [ç.n. işaretin muhatapları muğlaktır].

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Yersizlik Hissi: Gönülsüzce Aynı Yere Dönmek — Sigmund Freud

Aynı olanın yinelenişinden kaynaklanan yersizlik hissini herkes ikrar etmeyebilir. Gözlediğim kadarıyla böyle anlarda –belli şartlar oluşup belli bileşimler kurulduysa– kuşku götürmeyen bir yersizlik hissi uyanır, kimi rüya hallerinde beliren çaresizliğin yankısı gibidir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Zenon’un saçmantıkları: Trajik-asil bir konuyu vülger-alelade eşleniğiyle yüzleştirmek — Slavoj Žižek

Zenon’un saçmantıkları, geleneğimize katılmadan önce, trajik-asil bir konuyu vülger-alelade eşleniğiyle yüzleştiren tipik karnavalesk-bürlesk bir yordamla son hallerini almışlardır, bu bakımdan Rabelais’ın ileri evresine benzerler.

Zenon’un en iyi bilinen saçmantığını ele alalım: Aşil ve tosbağa. Birinci atıf noktası elbette Aşil’in Hektor’a zar zor yetiştiği İlyada’nın 22’nci kitabında 199-200’üncü satırlardır. Bu asil atıf noktası daha sonra kendi halkçı eşleniği olan Ezop’un ‘tavşan ile tosbağa’ fablıyla çiftlenmiştir.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Kartel — Jacques Lacan

Çalışmalar yürüsün diye
küçük gruplarla desteklenen
bir işleyiş ilkesi benimseyeceğiz.

Grupların her biri (bunlara bir ad da vereceğiz)
en az üç kişiden, en çok beş kişiden oluşacak
en doğru ölçü ise dört kişi olacak.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Asgari fark: Bilim, Politika, Aşk, Sanat — Slavoj Žižek

💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮

Kaygı, her hakikat sahasında (sahilik sahilinde), mutlak indirgemeyi/damıtmayı aksatan bir asgari fark ile karşılaşmadır.

Kaygı uyandıran asgari fark, mevzubahis sahanın/sahilin hem mümkünat koşulu hem de namümkünat koşuludur (oranın içkin sınırıdır).

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Alaylı ve Halaylı Analiz — Sigmund Freud

Alaylı analiz meselesi Almanya ve Amerika’da akademik bir tartışmadan ibarettir çünkü orada her hasta istediği her muameleye girebilir, isteyen her ‘şarlatan’ da şu veya bu tip hastaları ‘şarlatabilir’, yeter ki sonradan sorumlu tutulabilsin. Muamele hastaya zarar vermedikçe kanun müdahale etmez. Benim bulunduğum ve hitap ettiğim Avusturya’da ise tıbbi vasıflara haiz olmayanların hastalara muamele etmesini ‘şarlatıcı’ neticeleri beklemeden yasaklayan kanunlar vardır…

Analitik pratiğe hazırlanmak kolay değildir, iş zordur ve sorumluluk ağırdır. Ama psikanalitik disiplinden geçmiş herhangi birisi; kendisi analiz edilmiş, bilinçdışının güncel saikbilimini kavramış, cinselliğin bilimine aşina, psikanalizin hassas tekniğini öğrenmiş, yorumlama sanatına hakim, dirençlerle başedebilen ve aktarımı idare edebilen biri artık alaylı değil halaylı bir psikanalizci olmuş demektir.

Alaylı Analiz Meselesi makalesinden

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Otoanaliz imkansızdır ama ontoanaliz mümkündür!

Bkz “Inception ve Ontoanaliz: Başlandırı’daki topaç Ötekinin eksikliğidir”, “Saikbilim (depth psychology, Tiefenpsychologie)”

5 Yorum

Filed under Çeviri

Eppur si muove: Bir teori çevirdim hâlâ dönüyor — Slavoj Žižek

Efsaneye göre Galileo Galilei Dünya’nın Güneş etrafında döndüğüne dair teorisini 1633’te Engizisyon huzurunda cebren inkar ederken şöyle mırıldanmıştı: Eppur si muove (yine/hâlâ dönüyor). İşkence yapmaları gerekmedi, işkencehanede turistik bir gezinti onu ikna etmeye yetti…

Onun bu sözü sarfettiğine dair elde hiçbir delil olmasa da zamanla deyimleşen bu tabir cebren inkar edilen sahi/true bilgilerin yine/hâlâ sahilikten düşmediklerini belirtir. Bu deyimin en soraklı/ilginç özelliği ise tam aksi mesajı da iletebilmesidir: harfiyen fol/false bir şeyde iletilen ‘daha derin’ simgesel hakikati öne sürebilmesidir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri