Category Archives: Şey

Lacancı yapıçarpım ve geri çekilme arzusu — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın yapısalcı olmadığı kabul edilir ama yapısalcıların eserlerinden yararlanmıştır. O postyapısalcı da değildi, Slavoj Žižek En Yüce Histerik kitabında bunu açıkladı.

Lacan’ın bu karşıtlığın iki tarafına da konamamasının ana nedeni, gerçek mefhumu ile simgesel yapıları yadsımasıdır, gerçi bu kısmi bir yadsımadır. Gerçek simgesele çarpar ama onu indiremez. Lacancı yapılar gerçekle çarpılmıştır. O halde gelin Lacan’a yapıçarpımcı (struck-turalist) diyelim. Lacan’ın ürettikleri çarpıcı inşalardır (con-struck-tions) [1]. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Sanalı Gerçek Kılan Ebe: Motorları Maviliklere Sürmek — Işık Barış Fidaner

Üç sözle başlayalım [1]:

1) Yolu yürüyen bilmez, açan bilir.
2) Yolu bilen açmaz, yürüyen açar.
3) Yürüyen yolda, yol yürüyendedir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Sosyal medya ve ‘Çıkar telefonunu!’: O camdan atlasa sen de mi atlayacaksın? — Işık Barış Fidaner

Kalıplaşmış ebeveyn/öğretmen sözünü hatırlayalım:

O camdan atlasa sen de mi atlayacaksın?

Türkiye’nin mevcut bunalımında bu sözün ilk çağrışımı belki de intiharların medya yoluyla çoğalmasını önleme çabalarıdır [1]. Oysa aynı söze uzak mesafeden kısık gözlerle bakılırsa bir başka anlam daha belirecektir:

— Cam penceredir, ekrandır; önce Windows’dur (bilgisayar), sonra sosyal medyadaki zaman akışıdır (telefon). Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Mizansen: Sürünüyoruz — Işık Barış Fidaner

Summer Emerald’ın “Evcil kertenkelemin instagram hesabı” mizansenini yorumlayalım:

— Kertenkele kızın hayatında bazen biraz olumlu gibi olur ama son tahlilde olumsuz etkisi çok daha ağır basar.

Psikanalitik yorumla başlayalım [1]:

— Kertenkelenin olumlu yanı Fallus rolü oynaması ve kızın Fallik Kadın gösterisi yapmasını sağlamasıdır.

— Dopingle performansa zorlama (enjeksiyon) ve ezilen kimlik taslama (farkındalık) kertenkeleye yüklenen çeşitli fallik rollerdir.

— Kertenkelenin olumsuz yanı ise kızın elini kolunu bağlamasıdır, kertenkele yüzünden kız adeta donakalmıştır. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış — Işık Barış Fidaner

Gelin ünlü atasözünü bilimsel olarak yorumlayalım:

Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.

— Bir taş Almancada ein Stein olduğuna göre kuyuya atılan taş Albert Einstein‘dır.

— Taş kütleli bir cisimdir ve üzerindeki enerji Albert Einstein’ın E=mc2 denkleminde verilir.

— Taşın düştüğü kuyu derin bir boşluk olduğuna göre ya uzayın kendisidir ya da uzayda bir kara deliktir. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Semiyo-tik ve kendini-kapsayarak-aşan dışarım nakaratı — Işık Barış Fidaner

untitled (1)

Deleuze’ün Guattari’de bulduğu öğe muhtemelen varoluş nakaratıydı (Kaozmos‘ta geçen bir terim: existential refrain): İmlemez bir tekrardır bu, ya imletimin ötesindedir ya da imletimin öz-sınırlamasıdır. Kurdukları felsefi işbirliğinin tekilliği (singularity) bu varoluş nakaratı ile şarkılaşmıştır (sing).

Hem Deleuze hem de Guattari Hegelci mutlak bilmeye karşıydı, varoluş nakaratını tutkuyla sevmelerinin asıl nedeni de kapsanarak aşılamaması ve aklın diyalektik kavrayışına meydan okumasıydı. Bu imlemez sınır-mahalline semiyotik adını verdiler ve onu bilindik semiyolojiden ayrı tuttular.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Kendinibütün, Kendindar, Kendinsiz — Işık Barış Fidaner

İki farklı yolla insan kendini merkeze koyabilir:
1) Herşey kendimde başlar.
2) Herşey kendimde biter.

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Şey

Özeleştiri Özelleştirir: Ego, Süperego, Hiperego: Sanal Ağaların İtişmesi ve Gerçek Ağaların Çekişmesi — Işık Barış Fidaner

Sigmund Freud’un ünlü sözünü hatırlayalım:

Das Ich ist nicht Herr im eigenen Haus.
Ego kendi evinde ağa değildir.
(Psikanaliz Yolunda Bir Zorluk, 1917)

Bu durum iki sorun yaratır [1]:
1) Ego barındığı evi Yuva edinemez.
2) Ego en fazla Sanal Ağa olabilir. Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Direniş ve Direşim: Horgörgü/Hoşgörgü ve Haysiyetmezlik — Işık Barış Fidaner

🫣🙃😏 Hypocritique 🫣🙃😏

Haysiyeti insanlar arası karşılaşmalarla sürdürülen toplumsal bir nabız gibi düşünelim: Haysiyet toplumun kalp atışıdır [1].

İnsan vücudunda sağlık ve iyileşme adına kalpli organların birbirini daha çok kalpleyip kalpsiz organları eleştirerek onlara kalpsizlik etmesi ne kadar mantıksızsa, “haysiyetli olma”nın toplumda aynı şekilde üstünlük işareti ve horgörgü/hoşgörgü nişanesi sayılması bir o kadar mantıksızdır [2].

O halde toplumda “haysiyetlilerin haysiyetsizlere had bildirmesi” şeklinde tezahür eden soruna daha uygun bir ad verelim: Haysiyetmezlik, kalp yetmezliğine benzeterek, toplumsal nabızdaki aksamayı ve bozulmayı adlandırır. Sorunun adı böyle konunca insanları haysiyetli/haysiyetsiz şeklinde kutuplaştırmanın çıkmaz sokak olduğunu anlamak zor olmaz.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Gizleme ve Gizemleme — Işık Barış Fidaner

Çağrı Uluğer yazısında dilin egemen kılıcı işlevini anlatmıştır [1]. Bu işlev dili aynı anda hem şeffaf hem gizemli kılar:

1) İmleyen gelip keyfiyeti gizlediği ilk anda şeffaf/billur bir anlam sureti belirir:

Efendilerin dili, göstergelerin keyfi doğasını sağduyu ve ortak duyunun sözde nesnel bir anlamla kurduğu dolaysız ilişkinin saflığına atıfla raptedip gizlediği için her daim püripak ve şeffaf görünür. (age)

2) Ama hemen ardından gizleme gizemlemeye döner ve iç içe girişen imletim dalgalarıyla billur anlam yüzeyi bulanıklaşır:

gizemlileştirme, yazı bağlamında yorumlama söz konusu olduğunda “imparator Tanrı, ne demek istedi?” sorusunda ifadesini bulan bir negatif teolojik hermenötiği devreye sokar. Negatif teolojiktir zira Despot-Tanrının ne demek istediği tefsir edilemez, hikmetinden sual olunmaz gizemini korur. Ancak tam da bu tüketilemezlik her anlamlandırmanın nihayetinde onun gizemli gücüne tabi olduğunun göstergesine dönüşür. (age)

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey