Muhakkak imgesel düzene katılsa da ekonomik işlevini ancak dile getirildiği andaki imletim işleviyle kazanabilen düşlem mefhumu bana göre elzemdir ve bu formülüne yeni kavuşmuştur. Hatta bilinçdışı düşlemler denen şeyleri kavramanın başka yolu yoktur, bana sorarsanız.
Okumaya devam etTag Archives: Jacques Lacan
Özneyi solduran kapanım — Jacques Lacan
İşaret’in bütün muğlaklığı bir şeyi bir kimseye temsil etmesinden gelir.
Bu kimse birçok şey olabilir, evrenin tamamı bile olabilir, malumat dolaşımı olabilir, entropinin negatifi olarak, bir süredir bilindiği gibi. Temsil adına işaretleri yoğuşturan herhangi bir düğüm böyle bir ‘kimse’ sayılabilir [ç.n. işaretin muhatapları muğlaktır].
Okumaya devam etKapitalist söylem — Jacques Lacan
Kriz sezonu açıldı ama Efendi söyleminin değil, onun yerini alan kapitalist söylemin. Size kapitalist söylem boktandır demiyorum, aksine delice bir zeka değil mi?
Delice bir zeka ama patlamaya mahkum. Dilimizden çıkan en zekice söylem o olsa da patlamaya mahkumdur. O kendisi sürer ve sürdürür ama siz onu süremezsiniz, sürdürülemez. Okumaya devam et
Bıraktığı izleri silerek imza atan özne — Jacques Lacan
Bütün yollar ‘bıraktığı izleri silmesiyle’ tanımlanan öznenin kaydına çıkar. Meselenin özgün boyutunu duyurabilmek için ‘bıraktığı izleri silerek imza atan’ diyelim öznenin sınır haline.
Bildiğiniz gibi özneyi oluşturabilmek için imzadan öyle çok bir şey beklenmez: Başvuran kişi okuryazar değilse bir çarpı atması, yani çiziğine çizik atması, yani bıraktığı izi silmesi yeter, meselenin en net hali budur. Siz önce bir işaret koyduysanız, sonra da bir şey gelip onu iptal ettiyse, zaten imzanızı atmışsınız demektir. Okumaya devam et
Kartel — Jacques Lacan
Çalışmalar yürüsün diye
küçük gruplarla desteklenen
bir işleyiş ilkesi benimseyeceğiz.
Grupların her biri (bunlara bir ad da vereceğiz)
en az üç kişiden, en çok beş kişiden oluşacak
en doğru ölçü ise dört kişi olacak.
Kadın arzudaki tenezzülden iğrenir — Jacques Lacan
Ötekinin arzusu, kadın için, kendi keyfiyetine uygun bir nesne bulma aracıdır.
Kadın ancak ötekinin arzusuyla yüzleştikçe kaygılanır…
…çünkü/ama bu kaygılı yüzleşmenin son kertede neyi perdelediğini bilmez. Okumaya devam et
İhtiyaç, Talep, Arzu — Jacques Lacan
Arzuyu öyle kesin tanımlayalım ki siz de konuyu anlayabilesiniz. Konuştuğum biri seminerlerimde size çizip çizip açıkladığım şemayı devinen Calder yapıtlarına benzetti, isabetli bir benzetme (bkz Şekil 1). Arzu derken kastedilen şeyi dile getirmeyi deneyelim. Bu diyalektikte arzuyu tanımlayan özellik, devinen yapıtta talebin ötesinde bulunmaktır. Peki talebin ötesine neden ihtiyaç duyulur? Okumaya devam et
Salivation/Salvation: Herkese ihtiyacına göre ve herkesten yeteneğine göre! — Jacques Lacan
Varsayalım ki insanlık tek bir gerçekliğe ait olsun, hani şu ünlü yabani ve rastgele gerçekliğe ait olsun, ondan başka hiçbir gerçeklik olmasın.
İmletici bir şeylerle o gerçekliği dile getirmek makul olacaktır. Zihninizi odaklamak için varsayalım ki –kimi ekollerde dedikleri gibi– imleyen, bir şeylerin koşullanmasıdır; reflekslerin değilse de reflekslere indirgenebilen bir şeylerin koşullanmasıdır. Dil sanki hayvanlara çan çalınca salya akıtmayı öğretmek için laboratuvarda yaratılan suni şartlardan bambaşka bir düzene ait değilmiş gibi düşünelim şimdilik. Okumaya devam et
Obsesyonelin marifet gösterisi — Jacques Lacan
Bugünkü konumuz, Fransız psikanalist Jacques Lacan’ın obsesyonel bireylerle ilgili teorilerine kısa bir giriş yapmayı hedefliyor. Lacan, insan psikolojisini karmaşık bir sistem üzerinden ele alan, özellikle bilinçdışı, arzular ve ilişkilerdeki dinamikleri çözümlemeye çalışan önemli bir düşünürdür. Bu bağlamda “obsesyon” kavramı da oldukça önemli bir yer tutar.
Obsesyonel kişilik, bireyin belli düşünceler, eylemler ya da ritüeller etrafında takılıp kalmasıyla kendini gösterir. Ancak Lacan, bu durumu sadece bireysel bir sıkıntı olarak değil, toplumla, özellikle de “Öteki” ile kurulan ilişki çerçevesinde anlamlandırır. Öteki, bir nevi bireyin kendi dışında var olan ve sürekli onay beklediği, anlam aradığı sembolik bir figürdür.
Obsesyonel bireylerin yaptığı her şey aslında bu “Öteki”nin onayını kazanmak üzerine kuruludur. Bu dinamik içinde Lacan, obsesyonel bireyin eylemlerini bir “marifet gösterisi” olarak nitelendirir. Burada amaç sadece bir beceriyi sergilemek değil, derinlerde yatan bir kaygıyı yönetmek, bu kaygıya hâkim olmaktır. Ancak bu gösteri, her zaman beklenen karşılığı bulamayabilir. Zira, Lacan’a göre, Öteki de kendi meseleleriyle meşguldür ve obsesyonelin beklediği takdiri göstermekte her zaman başarılı olamaz.
Şimdi Jacques Lacan’ın beşinci seminerinden konuyla ilgili kısmı okuyacağım:
Size obsesyonellerin marifet gösterilerinden bahsettim. Nedir bu gösteri?
Bu iş için en az üç kişi gerekir: Tek başınıza marifet gösteremezsiniz, en az iki kişi olmalı ki bir performans başarılmış olsun, bir depar atılmış olsun. Ayrıca bir de kayıtçı veya şahit bulunmalıdır.
Okumaya devam etAktarım ve Telkin — Jacques Lacan
İhtiyaç yaklaşımına bağlı kalmayan bu iki hat, talebin iki ufkunu verir.
Alt hattaki talep dilegelmiş taleptir; şu veya bu ihtiyacın doyurulması talebidir ve dildeki şu veya bu darboğazdan geçerek ifade bulmak zorundadır.
Ama talep sadece dilegelmekle kalmaz, eğer varolacaksa muhatap –Başkası– aracılığıyla imleyenler düzlemine geçmelidir: Koşulsuz sevgi talebi buradan gelir ve muhatabın simgelenmesine bağlı kalır, yani yokluk arkaplanında varlık göstermesine, namevcut halde mevcut olmasına, üst hattaki ufukta belirmesine bağlı kalır. Herhangi bir nesneye aşık olunacaksa –sevilen nesnenin Eros’una ihtiyaç duyulacaksa– önce talep konumu kurumlaşıp sevgi talebi ufkunu yaratmalıdır. Okumaya devam et































