Aynalanan Ben paranoyak yabancılaşma ile toplumsal Ben’e dönüşür.
Ayna evresini sona erdiren o anda ‘benim gibiler’ imagosuyla özdeşim üzerinden ön-kıskançlık dramı başlar (çocukça geçişkenlik vakalarında Charlotte Bühler ekolü bunu çok iyi vurguladı) ve bundan böyle bu diyalektik Ben’i toplumsal gelişmeli hallere bağlayacaktır.
Başkasının arzusunun medyatik dolayımına sokarak bütün insani bilgilerin dengesini altüst eden bu dönüm noktası, diğer insanlarla rekabet içinde soyut bir denkleştirme üzerinden kendi nesnelerini kurar ve bunun sonucunda Ben’i öyle bir aygıta çevirir ki artık içgüdülerimden gelen her itkiyi tehlikeli sayarım, doğal bir olgunlaşmaya karşılık gelse dahi.
Dolayısıyla insanlarda olgunlaşmanın normalleşebilmesi kültürel bir aracıya bağlı kalır, cinsel nesnenin Ödip kompleksine bağlı kalışında da görülen budur [ensest yasağı]. E tabi analitik öğretide ayna evresinin libidinal bitişmesini adlandıran ‘ön-narsisizm’ terimi de ister istemez bu terimi icat edenlerin manidar gecikmelere besledikleri derin hisleri açığa vurmaktadır (le plus profond sentiment des latences de la sémantique).
Okumaya devam et →