Tag Archives: Jacques Lacan

Tüm-yankılaşım: Belki bir gün insanlığın söylemi kendi metniyle berrak semalarda öpüşüp barışıverir, kimbilir? — Jacques Lacan

Özne, bireyin “öznel” yaşantısının çok ötesindedir.
Özne, tam olarak varabildiği hakikat kadar ötededir…

Evet, öznenin kendi tarihsel hakikati kendi senaryosunda noksandır.
[eğer özne bir oyuncuysa yönetmenden sadece kendi repliklerini alabilmiştir]
Ama bu noksanlık yüzünden canını yakan toslamalarda…
Onun kendi bağ yeri bellidir yine de…
Ona hiç/pek ferahlık tanımayan en karışık sayfalarda bile [1]. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Lacan Televizyonda: Gerçeğin yamuluşu/sırıtışı (grimace)

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Lacan’ın Televizyon konuşmasının ilk 13-14 dakikası

Not: Sesin düzgün çıkması için bilgisayarda izlemeniz önerilir.

Altyazı: Işık Barış Fidaner (SRT)

Tam metin:
+ Televizyon da aynı işi hayli hayli görür
+ Can toplam/yekün varsayımıdır, Dünya gerçeğin yamuluşu/sırıtışıdır

Sahneleme: Kaçak Çağ’la Kan (derleme)

Bkz “Slavoj Žižek: Žižek Ünlem”, “Slavoj Žižek: Görcül Gerçek”, “Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz Sinema”, “Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz İdeoloji”

24 Yorum

Filed under Çeviri, Filmler, Laf sal atası

Ayna evresi: Böyle bir varoluş görülmemiş dünyada — Jacques Lacan

Aynalanan Ben paranoyak yabancılaşma ile toplumsal Ben’e dönüşür.

Ayna evresini sona erdiren o anda ‘benim gibiler’ imagosuyla özdeşim üzerinden ön-kıskançlık dramı başlar (çocukça geçişkenlik vakalarında Charlotte Bühler ekolü bunu çok iyi vurguladı) ve bundan böyle bu diyalektik Ben’i toplumsal gelişmeli hallere bağlayacaktır.

Başkasının arzusunun medyatik dolayımına sokarak bütün insani bilgilerin dengesini altüst eden bu dönüm noktası, diğer insanlarla rekabet içinde soyut bir denkleştirme üzerinden kendi nesnelerini kurar ve bunun sonucunda Ben’i öyle bir aygıta çevirir ki artık içgüdülerimden gelen her itkiyi tehlikeli sayarım, doğal bir olgunlaşmaya karşılık gelse dahi.

Dolayısıyla insanlarda olgunlaşmanın normalleşebilmesi kültürel bir aracıya bağlı kalır, cinsel nesnenin Ödip kompleksine bağlı kalışında da görülen budur [ensest yasağı]. E tabi analitik öğretide ayna evresinin libidinal bitişmesini adlandıran ‘ön-narsisizm’ terimi de ister istemez bu terimi icat edenlerin manidar gecikmelere besledikleri derin hisleri açığa vurmaktadır (le plus profond sentiment des latences de la sémantique).

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Can toplam/yekün varsayımıdır, Dünya gerçeğin yamuluşu/sırıtışıdır — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(öncesi: Televizyon da aynı işi hayli hayli görür)

Bilinçdışı, ne acayip kelime!

Sahiden öyle. Sonuçta Freud daha iyisini bulamadı ama olan olmuş artık, geri dönemeyiz. Yadsımalı olduğundan bu kelime elverişsiz kalıyor, ona dair dünyadaki herşeyi farzedebilirsiniz –ki yapılır da bu hiç tereddütsüz– hatta dünyada olmayan şeyleri de…

Ben tasvip etmesem de sonuç aynıdır: Yeni fark edilen bir şeye ‘hiçbir yerde’ ifadesi kadar ‘her yerde’ ifadesi de yakışır. Bilinçdışı yine de çok isabetlidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Televizyon da aynı işi hayli hayli görür — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur.

İtiraf edeyim: Bu güldürüye karşılık vermeyi denediysem de ancak çöpe yaraşır bir sonuca varabildim.

Bocaladım yani, ama böylece yanlışa düşmemeyi becermiş oldum, daha doğrusu savrulmamayı.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Totemsilintemsili (Vorstellungsrepräsentanz): Gerçekliği Sınayanın Derdi Ne? — Jacques Lacan

İyice bakın ve görün ki…

Gerçekliği sınayanın derdi gerçek bir mevcudiyeti teyit etmektir elbette ama işaretlerin mevcudiyetini! Freud’un en enerjik vurgusu budur.

Gerçekliği sınayanın maksadı kendi temsillerinin gerçek bir şeye tekabül ettiğinin teyidini almak değildir. Bu kulvarda filozoflara taş çıkartamayacağınızı artık anlasanıza bir zahmet!

Gerçekliği sınayanın amacı kendi temsillerinin sahiden temsil edildiğini teyit ettirmektir. Totemsilintemsili budur (Vorstellungsrepräsentanz). Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Özne analizde olsa olsa menüsünü düzenleyebilir — Jacques Lacan

Dürtülerin açtıkları ağzı cebren doldursanız dahi onları doyuran şey gıda değildir, “damak zevki” denen şeydir [dimağ]. Kendisiyle karşılaşıp kendini tanıyan son kerte ağız dürtüsüdür, analitik deneyimde yaşanan da budur, sonuçta menü istemenin ötesine geçmez. O iş tabikide ağızla yapılır çünkü ağız doyumun temelidir. Ağızdan çıkan gene ağıza geri döner ve damak zevki adıyla bilinen haz dahilinde söndürülür… (s. 168)

Kendimi sana veriyorum, diyor hasta bir kez daha, ama ben yani bu kişilik hediyesi –diyor başkası– Amaninbov! Dışkı hediyesine dönüşüverdi nasıl olduysa – bu terim bizim tecrübemizde olmazsa olmazdır.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Espritüel Hemseslenme: Çince Şiirsel Yazıda Tonik Kontrpuan — Jacques Lacan

Hakikat insanları uyandırır mı yoksa uyutur mu? Hangi ses tonuyla söylendiğine bağlı. Sesli şiir okumak uyutucudur. Bu vesileyle François Cheng’in fikrini size ileteyim. Asıl adı Cheng Tai-tchen. Kültürümüzle kaynaşmak için François ismini öylece alıverdi, yoksa kendi sözüne sıkıca tutunmaktan vazgeçmiş değil.

O söz de şu: Çince Şiirsel Yazı (L’écriture poétique chinoise, Seuil). Bu kitaptaki tohumları almanızı çok isterim, özellikle de aramızdaki analistlerdenseniz. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Neyse ne = Nesne: Olmaklık ile noktalamak tehlikeli bir vurgu üretir — Jacques Lacan

Ontoloji dilde olmaklığın altını çizmiş ve onun imleyenini yalıtmıştır:
-dır/-dir/-dur/-dür.

Olmaklık ile noktalamak (çok çeşitli dillerin genelinde bu öğeye evrensel bir vasıf bile atfedilemezken) bir vurgu üretir, çok tehlikeli bir vurgu. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Yazılan herşey duvarı pekiştirir — Jacques Lacan

Herşey bizi duvara geri getirir: Anlam nedir? En iyisi biz gene haz düzeyinden yola çıkalım, başkasından aldığınız haz; yüksek makamlarda buna sanat da derler. Sanatta duvarı dikkatle incelemeniz gerekir, orası iyi aydınlatılmış bir anlam alanıdır.

Mesela Leonardo da Vinci namlı zat o duvarı güzelce aydınlatmıştır, ardında birkaç elyazması ve ıvır zıvır şeyler bıraktığı bilinir, müzenizi doldurmayacak kadar az şey bırakmış olsa da herkesin hatırlaması gereken esaslı hakikatler söylemiştir:

Duvara bakın! (regardez le mur) Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri