Tag Archives: İklim Çöküşü

Ölünceye dek yaşamak — Slavoj Žižek

Untitled

Günümüzde yaşadığımız sağlık krizi, küresel ısınma, toplumsal-ekonomik ve benzeri çatışkılardan oluşan komplike vaziyete hangi etik duruş uygun düşer?

İlk akla gelen figür, yetkililerin dayattığı özel bir görevle iştigal eden uzmanlardır; uzman bir kişi yürüttüğü faaliyetin geniş toplumsal bağlamını fütursuzca yoksayabilir.

İkinci akla gelen figür, radikalimsi entelektüellerdir; mevcut düzeni eleştiren bu kişiler ahlaki üstünlüğün rahat konumuna sığındıkları için yaptıkları eleştirinin gerçel etkileri olmayacağını çok iyi bilirler [ç.n. entelijansiya = entel jantiler + entel jartiyer].

Peki fol eleştirel duruşların bizi gark ettiği yanılsamadan sıyrıldıktan sonra yaşantımıza nasıl devam edeceğiz?

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Çizili baykuş ormanın içinden seslenir: ‘Kim yapar yemeğini?’ — Rebecca Pugh

Untitled

Şafak vakti ormanda koşu yaparken eğer hırıltılı bir soru işitirseniz: “Who cooks for you?” (Kim yapar yemeğini?) do’dan başlarsa ve son nota aniden pesleşirse, sağlıklı bir ormanda olduğunuzu anlarsınız. Mevzubahis kuş ezgisiyle sorgulamaya devam ederse: “Who, who, who, who, who, who, who cooks for you now?” (Kim kim kim Kim kim kim kim yapar yemeğini yahu?) artık emin olursunuz: Çizili baykuşlarla koşmaktasınız (barred owl). Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Ekholoji, Ekhosistemler, Ekhosit — Işık Barış Fidaner

echo

Psikanaliz bir egoloji değildir. (Lacan, Seminer 3)

‘Ekoloji’ ve ‘çevre’ atıflarının her yeri sarmasıyla ilgili sorunun aynısı nedeniyle Lacan biyolojideki Innenwelt ve Umwelt mefhumlarına itiraz etmişti. Seminer 9‘da Lacan bu iç-dış ikiliğinin topoloji itibariyle ‘küresel’ olduğunu söyler: Kürenin yüzeyi iç hacmi dış uzaydan ayırarak tözlü bir merkez düşlemi uyandırır. Bu düşlemden yola çıkan kaba maddecilik öznenin oluşunun çevrenin oluşundan yalıtık olduğunu hayal eder. Bu görüş ego-eko arasındaki ilişki veya müdahilliğin onların uyum veya çatışmasına ikincil kalan üçüncül bir öğe olduğunu hayal eder. İşte bu yüzden ‘ekolojik’ hayal dünyasının temel stratejileri ego’yu eko’ya daha çok uydurmak ve ego’yu eko’yla daha az çatıştırmaktır. Okumaya devam et →

25 Yorum

Filed under Şey

Komşu Komşu Hu tekerlemesinin analizi — Işık Barış Fidaner

TBMM’de hem iktidar hem muhalefet “komşu komşu hu” tekerlemesini kullanarak birbiriyle alay ettiğine göre gelin bu metni inceleyelim:

Komşu, komşu! Huuu!.. Oğlun geldi mi? Geldi. Ne getirdi? İnci boncuk. Kime kime? Sana bana. Daha kime? Kara kediye. Kara kedi nerde? Ağaca çıktı. Ağaç nerde? Balta kesti. Balta nerde? Suya düştü. Su nerde? İnek içti. İnek nerde? Dağa kaçtı. Dağ nerde? Yandı bitti kül oldu…

Tekerlemeye adını veren ilk kısma bakalım:
1) “komşu komşu” kelimeden kelimeye zıplayarak ilerleyen mecaz-ı mürsel hareketidir.
2) “hu” (O, Allah) anlamı yoğuşturan mecazdır, komşudan komşuya anlam akışının dökülerek son bulduğu benzeşim/aynalama havuzudur [1]. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Ego, Ekosit (Çevrekırım) Öncesinde Ekhosittir (Yankıkırım) — Işık Barış Fidaner

Narcissus-Caravaggio_(1594-96)_edited

Psikanaliz bir egoloji değildir. (Lacan, Seminer 3)

Narsisizm imgeselde/hayallerde gerçekleşir ama özsel belirlenimi başka bir yerdedir.

Yunan efsanesi genelde şöyle özetlenir: Narkissos havuzdaki yansımasına aşık olmuş ve böylece güzel imajına ölene dek bakakalmaya mahkum olmuştur. Kıssadan hisse de şöyle verilir: Egonuz tehlikeli bir tuzaktır! Aşırı öz-sevgiden hep kuşku duymalısınız!

Okumaya devam et →

23 Yorum

Filed under Şey

Sanal Anayurt Savunmasını Amayurt Savunmasına Çevirelim: Bilen Özneden Bilebilen Özneye — Işık Barış Fidaner

Lenin’in Birinci Dünya Savaşı’na verdiği yanıt emperyalist savaşı iç savaşa çevirmek olmuştu:

Şu anki Sosyal Demokrat muhalefetin ana görevi devrimci Marksizm bayrağını yükseltmektir, emperyalist savaşlara nasıl yaklaştığımızı işçilere kararlı ve kesin bir tarzda anlatmaktır, kitlesel devrimci eylem için gereken sloganı söylemektir, yani emperyalist savaşlar devrini dönüştürerek iç savaşlar devrini başlatmaktır. (Lenin, Sosyalizm ve Savaş, 1915)

İklim krizini aratmayan pandeminin katmerlendirdiği ekonomik bunalımın üzerine savaş gündeminin de eklendiği günümüz dünyasında insanlar hâlâ güven besleyebildikleri ulus, din, ideoloji, cinsiyet, hatta meslek gibi özel kimlikler etrafında birleşerek geçen yüzyılın başında dünyayı saran “anayurt savunması” psikolojisinin yeni ve sanal bir versiyonunu yaşıyorlar. Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Şey

Lethe Nehri ve Mnemosyne Havuzu: Hakikatimsilik → Hakikatim Silik — Işık Barış Fidaner

Untitled

“Dante ve Lethe Nehri”, Gustave Dore

The Matrix‘te (1999) Morpheus’a adını veren antik Orfizm öğretisinin insanlara nasihati şöyledir:

Canını kaybetmek istemiyorsan sakın unutkanlık nehri Lethe’nin suyunu içme! Onun yerine bilgi havuzu Mnemosyne’in suyunu iç!

Filmle bağlantısını kurarsak, Lethe nehri mavi haptır (simülasyonun hayali zenginliğine kapılıp gitmek), Mnemosyne havuzu ise kızıl haptır (acı gerçeğin çölüne bakmaya cesaret etmek).

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Yukarıdaki Göklere Bakmayın, Aşağıdaki Semptoma Bakın — Işık Barış Fidaner

🫣🙃😏 Hypocritique 🫣🙃😏

Adam McKay’in harika filminin adı “Yukarı Bakmayın” bilmezlik tutkusunu belirtir. “İnançlarınıza tutunun ve aslında ne olup bittiğine bakmayın” anlamına gelir.

Ama şayet film (sunulduğu gibi) iklim krizi alegorisiyse, o zaman “literatürü açıp bakmayın” da diyor olabilir, zira iklimle ilgili bilgilerin yazılı olduğu yer yıldızlar değil bilimsel literatürdür.

İlk yaklaşımda “cahil insanlar” ile bildiği-varsayılan-bilimcileri karşı karşıya koyma ayartısı hissedilir. Bu versiyonda literatür bir imleyendir (signifier) ve doğru olduğu zaten bilinen bir şeyi duyurmaktadır, bilmezlik tutkusu ise bu doğru bilgiden kaçan korkaklara aittir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Sanalı Gerçek Kılan Ebe: Motorları Maviliklere Sürmek — Işık Barış Fidaner

Üç sözle başlayalım [1]:

1) Yolu yürüyen bilmez, açan bilir.
2) Yolu bilen açmaz, yürüyen açar.
3) Yürüyen yolda, yol yürüyendedir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Sol ve Sağ — Işık Barış Fidaner

solsag

Boğazınıza bıçağı dayayıp “Ya paranı ya canını!” diyen bir soyguncuya cebinizdeki parayı verip canınızı kurtarsanız bile bu tecrübe size eski canlılığınızı kaybettirir [1]. Toplumsal yabancılaşmayı kuran bu ikilemde seçeneklerden bir tanesi mecburidir: Bedeninizin iyiliğini ve sağlığını korumak için canınızdan bir parçayı feda etmeniz şarttır. Bu ikilem insan boğazının yerine getirdiği iki işlevin darboğazıdır: Toplumsallaşan birey kontrollü sindirim yapmak için nefesini (nefsini) tutmayı öğrenmiş bireydir. Bu sağlık-soluk ikileminin politik-siyasal yansıması Sağ-Sol ikilemidir.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey