Tag Archives: Jacques Lacan

Bakın bu bir dramdır: Arzularımızın nesnelerini müphem tanrının arzusunun mevcudiyetine delil kılmaya kalkışırız — Jacques Lacan

Yaşadığımız tarih üzerine yapılan eleştirilerin perde arkasında kalan bir şey vardır.

Bakın bu bir dramdır: Artık geçmişte kaldığı veya aşılmış olduğu iddia edilen en canavarca holokost biçimleri, Nazizm tarihinde cisimleştiği görülenler… Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Yankılaşımın parıltısı, arzunun arzuyu bitimsizce nüksettirmesi — Jacques Lacan

Talep ve hayalkırıklığı diyalektiğinde ikincil özdeşim tarzını Freud şöyle kurar: Sevgi nesnesi [seçilen nesne, Objectwahl] çıkageldikten itibaren hayalkırıklığı yoluyla bizzat sevgi nesnesiyle özdeşim kurmanın mümkünatı da belirmiş olur.

Freud’un bize verdiği ilk özdeşim formülü olan hazmetme (Einverleibung, incorporation) çarpıcıydı çünkü orada muammalı bir ilinti vardı. İşte ikinci özdeşimin muamması da Freud’u duraksatır: Besbelli ki orada nesneden özdeşime geçiş yapan medcezir (alternasyon) mantığına atıf yapılmaktadır, Freud’a sorarsanız hayalkırıklığı yaratan nesnenin bizi götüreceği tek yer “ona sahip olmak” ile “o olmak” arasındaki medcezirdir (bu terimleri dolaşıma sokan ben değilim).

Seçilen nesneye sahip olamayış demek ki özneyi ortaya çıkarır, Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Düşünceme oyuncak olduğumda var değilim; düşünmediğimi düşündüğümde düşünürüm: neyim? — Jacques Lacan

Mecaz ile mecaz-ı mürselin imletim oyunu – imleyenin reddine veya oluş noksanlığına arzumu raptiyeleyen faal ucuna varıncaya kadar, kaderimi yazgı meselesine bağlayan sapına/epitopuna kadar…

İşte bu oyun kaçınılmaz incelikleriyle bitinceye değin oynanır: kendimi konduramadıkça olmadığım yerde. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Dürtüler söyleyişin bedendeki yankısıdır — Jacques Lacan

(öncesi: Yorumlama ancak hemseslenme ile işleyebilir)

Yorumlama yalnızca hemseslenme yoluyla işler. İmleyende yankılanan bir şeyler olmalıdır.

Bunu Britanyalı filozofların ruhunun duymaması şaşırtıcıdır. Onlara filozof diyorum çünkü psikanalist değiller. Konuşmanın hiçbir etki yapmadığından fazlaca eminler. Yanlışları var. Dürtülerin varolduğunu kabullenmeleri olsa olsa Trieb‘i instinct diye çevirmeyecek kadardır. Dürtülerin söyleyişin bedendeki yankısı olduğu fikrini benimsememişler. Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri

Bir başka doyum — Jacques Lacan

Konuşan varlıkların duyduğu ihtiyaçların hepsine bir başka doyum sirayet eder, işte o doyum o ihtiyaçları yetersiz/defolu/KAyıplı bırakabilir [muhtaç düşürebilir: faire défaut à].

Bu tabirin altını çizin: Bir başka doyum. Nasıl muhtaç düşürür? Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Asıl devirici Kopernik’ten ziyade Kepler’dir — Jacques Lacan

[Dünya’nın Güneş etrafında] “dönüyor” olması bütün değerini taşımayı sürdürür, saiki bakımından son kertede dünyanın dönüyor olmasına indirgense de, sanki dönen şey o gökcismiymiş gibi gelse de bize…

O sahiden dönmeye devam eder ve o dönüşlerin çeşit çeşit etkisi olur, sonuç olarak kaç yaşında olduğunuzu yıllarla sayarsınız.

Şayet bir yerlerde bir şeyler devrildiyse, dönen şeyin dönüş noktasını değiştirmekle devrilmemiştir [jeosantrizm → heliosantrizm], “dönüyor” yerine “düşüyor” diyebilince devrilmiştir. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Gezegenler neden konuşmaz ki? — Jacques Lacan

Le silence éternel de ces espaces infinis m’effraie.
The eternal silence of these infinite spaces frightens me.
O sonsuz uzamların ebedi suskunluğu beni korkutuyor.
(Blaise Pascal, Düşünceler)

Gezegenlere dönelim. En ciddi soruyu size sordum:

Gezegenler neden konuşmaz ki?

Bu sıkıntının dolambaçları içinizi ürpertti mi, bir şeyler dile getirmek istediniz mi? Söylenecek çok şey var doğrusu.

Enteresan! Hiçbirşey söylememeniz değil, bu konuda söylenecek kürek dolusu şey olduğunu fark etmemiş gibi görünmeniz enteresan.

Keşke anlatabileceğiniz onca şeyi düşünmeye cüret etseydiniz ve onları kovanıza doldursaydınız, zira nihai nedeni bilmenizin pek de mühim olmadığı apaçık. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Fıttırat: Öyle her isteyen deli olamaz — Jacques Lacan

Delirme tehlikesi tam da insanın hakikatini ve varlığını yatırdığı özdeşimlerin cazibesiyle ölçülür.

Yani delilik insanın organizmasında rastlanan bir acizlik değil, onun özünde açılan bir delik/fay/uçurum/yar’ın sürekli/kalıcı görcüllüğüdür.

Delilik hiç de özgürlüğe “hakaret” değildir, aksine onun en sadık yâridir, gölgesi gibi hep onun peşindedir. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Timsahın çenesindeki silindir: Fallus — Jacques Lacan

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Ödip kompleksi işe yaramaz demiyorum kesinlikle, işimizle alakası yok da demiyorum. Psikanalistlerin işine yaramadığı doğru ama psikanalistlerin psikanalist oldukları doğru değil ki! Bu durum hiçbirşeyi ispatlamaz.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Yıldırım Tanrısı Prajapati: Da! Da! Da! — Jacques Lacan

Psikanaliz deneyimi, kendi suretinde insanı yoğuran kanun olan Sözün buyruğunu, insanda bir kez daha keşfetmiştir. Psikanaliz dildeki şiir işlevini kullanarak insanın arzusuna simgesel dolayım katar. Bu yaşantı sayesinde nihayet anlarsınız ki onun etkilerinden oluşan gerçekliğin tamamı konuşma ihsanında/hediyesinde yatar; zira gerçekliğin tamamı insana bu hediye yoluyla gelmiştir ve insan da aynı hediyenin eylemini sürdürerek gerçekliği devam ettirir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri