Category Archives: Şey

İmam imandır, Umman ummamdır — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda iki hemsesli söz sunacağız, birincisi [1]:

İmam imandır (ben ← sen):
1) İmansız imam olmaz.
2) İmanlı olup olmamak sözleri saran imalarla belirlenir.
3) Benim sözümdeki ima senin sözündeki ima ile şekillenir.
4) Senden alımladığım imaları anlamıyorsam benden yayılacak imaları da bilemem [2].
5) Duyduğum halde duyamadığım (yuttuğum) imalar bilinçdışıma çöker ve beni yetkisiz/şaşkın bırakır [3].

Okumaya devam et →

30 Yorum

Filed under Şey

Mama Yemdir, Alkışlamak ‘Al kışla!’maktır — Işık Barış Fidaner

Foti Benlisoy’un Kapitalist Kıyamet: Sermaye mi Dünya mı? (2021) kitabının sondan bir önceki “Felaket Komünizmi” başlıklı ümitvar bölümündeki “iradenin (biraz fazla) iyimserliği” insana “Fremdschämen / cringe” hissettiriyor [1].

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Quentin Meillassoux: Dört Dünya ve Komünizm — Işık Barış Fidaner

Quentin Meillassoux doğanın doğurusal (nonlinear) karakterine dikkat çekmiştir. Doğa tarihine hiç yoktan belirişler (creatio ex nihilo) yön vermektedir. Doğanın evrimsel dönüşümü devrimci sıçramalarla kesintiye uğramaktadır. Bu temelde Meillassoux dört dünya sayar [1]:
1) Madde: Birinci dünya Büyük Patlama ile başlayan cansız maddeler dünyasıdır.
2) Can: İkinci dünya ilk canlı hücrelerin kendini çoğaltmasıyla başlayan biyosferdir.
3) Düşünce: Üçüncü dünya insandaki gibi gelişkin sinir sistemleriyle başlayan düşünceler dünyasıdır.
4) Adalet: Dördüncü dünya henüz gelmediği halde ufukta hayal meyal seçebildiğimiz adalet dünyasıdır. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Belli ki mürekkep yalanmış: fikir-efkar, teorik-retorik — Işık Barış Fidaner

Belli ki mürekkep yalanmış!

Bu söz iki zıt anlamda okunabilir:
1) Belli ki bu adam işini biliyor!
2) Belli ki bu herif bizi işletiyor!

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Şey

Calhoun ve Farelerde Ödipal Yetkilenme Krizi — Işık Barış Fidaner

image (1)

John B. Calhoun kemirgen topluluklarla deney yapan bir etologdu. Öne çıkan çalışmasında Evren 25 adını verdiği büyük fare kolonisinde yaşananları anlattı [1]. Makalesinde fareleri insanlarla kıyaslayıp İncil alıntıları yapmasına bakılırsa Calhoun bu kemirgen topluluklarını yönetirken Tanrıcılık oynuyordu adeta. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Na-zar ve Naz-ar — Işık Barış Fidaner

Nazar başkasının bakışıdır. Sizi yargılıyorsa üstben olur, sizinle eğleniyorsa id olur, sizi korkutup kaygı veriyorsa da dümdüz nazar olur, bu işlevlerin hepsi bağlantılı ve geçişkendir. Nazar değmesinin iki boyutu şunlardır:
1) Na-zar: Simgesel zarınızı delerek dengenizi bozmasıdır [1].
2) Naz-ar: Nazınızı iptal edip sizi arlandırmaya yeltenmesidir [2].
Şimdi bunları ele alalım. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Ego, Ekosit (Çevrekırım) Öncesinde Ekhosittir (Yankıkırım) — Işık Barış Fidaner

Narcissus-Caravaggio_(1594-96)_edited

Psikanaliz bir egoloji değildir. (Lacan, Seminer 3)

Narsisizm imgeselde/hayallerde gerçekleşir ama özsel belirlenimi başka bir yerdedir.

Yunan efsanesi genelde şöyle özetlenir: Narkissos havuzdaki yansımasına aşık olmuş ve böylece güzel imajına ölene dek bakakalmaya mahkum olmuştur. Kıssadan hisse de şöyle verilir: Egonuz tehlikeli bir tuzaktır! Aşırı öz-sevgiden hep kuşku duymalısınız!

Okumaya devam et →

23 Yorum

Filed under Şey

Yoğurt Canavarı ve Yiğirt — Işık Barış Fidaner

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

Bu atasözü hakikatle ilgilidir. “Pudingin kanıtı yenmesinde” olduğuna göre siz pudingi yediğiniz sürece (kısmen de olsa) hakikate hakim olabilirsiniz. Roller değişip puding sizi yutmaya başladığında ise “hakikat sonrası” çağa geçilmiştir. O halde aynı atasözünün postmodern uyarlaması şöyledir:

Her yoğurdun bir yiğit yutuşu vardır.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Oz Büyücüsü ve Komünizm — Işık Barış Fidaner

oz

Oz Büyücüsü‘de (1939) Dorothy’ye eşlik eden üç karakteri hatırlayalım:

1) Korkuluk: akılsız
2) Aslan: cesaretsiz
3) Teneke Adam: kalpsiz Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Sevginin Sevgisiz Kalbi: Beni bana hediye et! Beni bana iade et! — Işık Barış Fidaner

Sevginin içini açabilseydik orada şunları bulurduk:

1) Beni bana hediye etmeni istiyorum.
2) Seni sana hediye etmek istiyorum.

Ama hediyeye hiç beklemeden mukabele ederseniz yeni bir hediye vermiş olmazsınız, size gelen hediyeyi iade etmiş olursunuz. O halde iki taraflı ben-sen devresi kapatıldığı zaman sevginin aslında hediye talebi değil iade talebi olduğu anlaşılır:

3) Seni sana hediye edişimi bana iade etmeni istiyorum. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey